Meb personel, SGK gün sayısı sorgulama, SGK Hizmet Dökümü

Kamu personeline yanlış ödeme yapılırsa ne olur?

Kamu kurumu personeline maaş öderken hatalı olarak öderse ne gibi işlem yapılır? Kamu personeline fazla para ödeme yapmışsa ne gibi bir durum söz konusu olur? Bu konuda alınmış ne gibi karar bulunmaktadır?
Kamu kurumlarının hatalı ödemeleri konusunda, Danıştay İçtihatları Birleştirme Kurulunun, 14/6/1974 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan 22/12/1973 tarihli ve E. No. 1968/8, K.No. 1973-14 sayılı kararı etkili olur.

Muhasebat Genel Müdürlüğü, bu kararı esas alarak bir tebliğ çıkarmıştır. Tebliğin ilgili bölümüne aşağıda yer veriyoruz.

I- KİŞİLERDEN ALACAKLARIN TAKİBİ, TAHSİLİ VE TERKİNİNE İLİŞKİN İŞLEMLER

Kişilerden alacakların sürüncemede bırakılmadan ve zaman aşımına uğratılmadan takip edilerek, kanuni faizi ile birlikte tahsil edilmesi esastır.

Kişilerden alacaklar konusunu oluşturan yersiz, fazla ve haksız ödemelerin geri alınmasına ilişkin olarak tesis edilen işlemlerin borçlular tarafından dava konusu edilmemesi veya idare aleyhine sonuç doğuracak işlem tesis edilmemesi bakımından, Danıştay İçtihatları Birleştirme Kurulunun, 14/6/1974 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan 22/12/1973 tarihli ve E. No. 1968/8, K.No. 1973-14 sayılı kararının göz önünde bulundurulması gerekmektedir.

Anılan kararda;

Kamu personeline yanlış ödeme yapılırsa ne olur?

Kamu personeline yanlış ödeme yapılırsa ne olur?

- İdarenin, hatalı terfi veya intibak işlemine dayanarak ödediği meblağın geri istenmesine bir mahkeme kararına lüzum olmadan işlem tesis edebileceği ve bu işleme karşı açılacak davaların çözümünün Danıştay’ın görevi içinde olduğu,

- İdarenin, yokluk, açık hata, memurun gerçek dışı beyanı veya hilesi hallerinde, süre aranmaksızın kanunsuz terfi veya intibaka dayanarak ödediği meblağı her zaman geri alabileceği,

- Yukarıda belirtilen istisnalar dışında kalan hatalı ödemelerin geri alınmasının, hatalı ödemenin yapıldığı tarihten başlamak üzere 60 gün içinde mümkün olduğu, 60 günlük süre geçtikten sonra geri istenmesinin mümkün olamayacağı,

belirtilmiştir.

İçtihatlar, hukukun yazılı kaynakları arasında sayılmakta ve içtihadı birleştirme kararları, benzer olaylarda mahkemeleri bağlayıcı bir nitelik kazanmış bulunmaktadır. Bu nedenle, idarelerin yapacakları işlemlerde, bu kararlarda belirtilen hususlara uymaları gerekmektedir.

Buna göre;

1- a) Kanuna aykırı şekilde yapılan terfi veya intibak işlemine ya da başka usulde yapılan yersiz veya fazla ödemeye o memurun gerçek dışı beyanı veya hilesi ya da idareyi aldatıcı belge ibraz etmesi sebep olmuşsa,

b) İdarece yapılan işlem, yapıldığı tarih itibarıyla, idare hukuku yönünden yoklukla malül (sakat) ise ve özel hukuk yönünden de mutlak butlan ile sakat olmuşsa,

c) Yapılan terfi ve intibakta memurun kolayca anlayabileceği kadar açık bir hata mevcut olduğu halde idareyi haberdar etmemişse,

yapılan fazla ödemelerin dayanağı olan hukuka aykırı işlemlerin, 60 günlük süreye bağlı kalınmaksızın her zaman geri alınması mümkün bulunmaktadır. Ancak, bu hukuka aykırı işlem sebebiyle yapılan fazla, yersiz ve haksız ödemelerin geri alınmasında genel hükümlere göre zaman aşımı süresinin dikkate alınması gerekmektedir.

2- Yukarıda belirtilen istisnai haller dışında kalan ve idarenin kendi ihmali ve bilgi azlığı gibi nedenlerden kaynaklanan idari işlemlere dayanılarak yapılan fazla ve yersiz ödemelerin ise (Örneğin; bir memura, memurun bilgisi dışında idarece fazla ve yersiz maaş, ücret, tazminat … ödenmesi gibi), ödemenin yapıldığı tarihten başlamak üzere 60 günlük dava açma süresi içinde geri istenmesi mümkündür.

Bu durum karışısında kamu görevlilerinin herhangi bir tazmin kararıyla karşı karşıya kalmamaları için, fazla ödenen paraların genel hükümlere göre zaman aşımı süresi içinde tahsili gerekmektedir.

Danıştayın bu konudaki kararı:
T.C. DANIŞTAY
İkinci Daire

Esas No: 2012/8229
Karar No : 2012/9842

Özeti: Türkiye İstatistik Kurumu Başkanlığınca mevzuatın yanlış yorumlanması nedeniyle, 2006/10344 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı uyarınca davacıya denetim tazminatı ödenmesinde, davacının hilesinin, gerçek dışı beyanının neden olmadığı, ayrıca açık hatanın da bulunmadığı görüldüğünden; söz konusu ödemelerin, Danıştay İçtihatları Birleştirme Kurulunun 22.12.1973 gün ve E:1968/8, K:1973/14 sayılı kararı ile belirlenen ilkeler uyarınca, idari dava açma süresi içerisinde geri istenmesi mümkün iken, anılan ödemelerin bu süre geçtikten sonra geri istenilmesinde hukuki isabet görülmediği hakkında.

Temyiz İsteminde Bulunan ( Davacı):… Vekilleri : Av…. – Av….

Karşı Taraf : 1 – Maliye Bakanlığı Vekili : Av….

2 – Türkiye İstatistik Kurumu Başkanlığı Vekili : Hukuk Müşaviri…

İsteğin Özeti : Ankara 6. idare Mahkemesi’nin 30.06.2010 günlü, E:2009/771, K:2010/1072 sayılı kararının Danıştay İkinci Dairesi’nin 16.03.2011 günlü, E:2011/245, K:2011/1164 sayılı kararıyla kısmen onanması, kısmen de bozulması üzerine, anılan kararın bozulan kısmına uyularak aynı Mahkeme’ce verilen 26.01.2012 günlü, E:2011/2642, K:2012/158 sayılı kararın; dilekçede yazılı nedenlerle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesi uyarınca temyizen incelenerek bozulması isteminden ibarettir.

Maliye Bakanlığının Cevabının Özeti : Temyiz isteminin reddi gerektiği yolundadır.

Türkiye İstatistik Kurumu Başkanlığının Cevabının Özeti: Temyiz isteminin reddi gerektiği yolundadır.

Danıştay Tetkik Hakimi: Mehmet Özyiğit

Düşüncesi : İdare Mahkemesi kararının kısmen onanması, kısmen bozulması gerektiği düşünülmüştür.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Hüküm veren Danıştay İkinci Dairesi’nce, işin gereği düşünüldü:

Dava; Türkiye İstatistik Kurumu Başkanlığı’nda Uzman olarak görev yapan davacıya 29.11.2005 – 14.01.2009 tarihleri arasında yersiz ödendiği tespit edilen denetim tazminatı tutarı olan 3.365,38 TL’yi hesaplanacak faiziyle birlikte geri ödemesi gerektiğinin bildirilmesine yönelik, Türkiye İstatistik Kurumu Başkanlığı’nın 13.05.2009 günlü, 570 sayılı işlemi ve 29.04.2009 günlü Oluru ile bu işlemin dayanağı olarak gösterilen Maliye Bakanlığı Bütçe ve Mali Kontrol Genel Müdürlüğü’nün 20.04.2009 günlü, 5084 sayılı işleminin ve davacının borç çıkarma işlemi ile denetim tazminatı ödenmemesine ilişkin işlemin geri alınarak söz konusu tazminatın ödenmesine devam edilmesi amacıyla yaptığı itirazın reddine dair Türkiye İstatistik Kurumu Başkanlığı’nın 01.06.2009 günlü, 743 sayılı işleminin iptali istemiyle açılmıştır.

Ankara 6. İdare Mahkemesi’nin 30.06.2010 günlü, E:2009/771, K:2010/1072 sayılı kararıyla davanın incelenmeksizin reddine karar verilmiş; Danıştay İkinci Dairesi’nin 16.03.2011 günlü, E:2011/245, K:2011/1164 sayılı kararıyla, anılan kararın, Maliye Bakanlığı Bütçe ve Mali Kontrol Genel Müdürlüğü işleminin iptali istemine ilişkin olarak davanın incelenmeksizin reddine yönelik kısmı onanmış; Türkiye İstatistik Kurumu Başkanlığı’nın 13.05.2009 günlü, 570 sayılı işlemi ve 29.04.2009 günlü Oluru ile davacının bu işlemin ve denetim tazminatı ödenmemesine yönelik işlemin geri alınarak söz konusu tazminatın ödenmesine devam edilmesi amacıyla yaptığı itirazın reddine ilişkin 01.06.2009 günlü, 743 sayılı işlemin iptali isteminin incelenmeksizin reddine dair kısmı ise; “uyuşmazlığa konu fazla ödemenin de Danıştay İçtihatları Birleştirme Kurulunun 22.12.1973 günlü, E:1968/8, K:1973/14 sayılı kararı gereğince herhangi bir yargı kararına gerek kalmaksızın davacıdan istenilmesi mümkün olduğundan, bu meblağın davacıdan geri istenilmesi yolunda tesis edilen işlemin, idari davaya konu olacak kesin ve yürütülmesi gereken işlemlerden olduğu sonucuna varılmış olup, İdare Mahkemesinin işin esasına girerek bir karar vermesi gerekirken, Türkiye İstatistik Kurumu Başkanlığı’nın 13.05.2009 günlü, 570 sayılı işlemi ve 29.04.2009 günlü Oluru ile davacının bu işlemin ve denetim tazminatı ödenmemesine yönelik işlemin geri alınarak söz konusu tazminatın ödenmesine devam edilmesi amacıyla yaptığı itirazın reddine dair Türkiye İstatistik Kurumu Başkanlığı’nın 01.06.2009 günlü, 743 sayılı işleminin iptali istemini incelenmeksizin reddetmesinde hukuki isabet bulunmadığı; öte yandan, davacı tarafından 26.05.2009 günlü dilekçe ile yapılan itiraz başvurusunda, Türkiye istatistik Kurumu Başkanlığı’nın 13.05.2009 günlü, 570 sayılı borç çıkarma işleminin yanı sıra, denetim tazminatı ödenmemesine ilişkin işlemin de geri alınarak söz konusu tazminatın ödenmeye devam edilmesi talebinde bulunulduğu ve bu istemin Türkiye İstatistik Kurumu Başkanlığı’nın dava konusu edilen 01.06.2009 günlü, 743 sayılı işlemi ile reddedildiği, İdare Mahkemesi kararında ise; davacıya ödenmekte olan denetim tazminatının kesilmesi yönünden her hangi bir irdeleme yapılmadığı görüldüğünden, Mahkeme kararında bu yönden de yasal isabet görülmediği” gerekçesiyle bozulmuştur.

Bunun üzerine, aynı Mahkeme’ce bozma kararına uyularak verilen 26.01.2012 günlü, E:2011/2642, K:2012/158 sayılı kararla; Türkiye İstatistik Kurumu Başkanlığı’nda, 5429 sayılı Kanun’un 45/1 maddesine istinaden kadro karşılığı sözleşmeli statüde çalıştırılan Uzman ve Uzman Yardımcılarına, 2006/10344 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı’nın II sayılı Cetvelinde düzenlenen Özel Hizmet Tazminatının, aynı Karar’ın ll/(l)-a maddesi ile saklı tutulan 1997/9021 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı uyarınca ödenmesi gerektiği; buna karşın III sayılı Cetvelde düzenlenen Denetim Tazminatının ise 2006/10344 sayılı Karar’ın yine ll/(l)-a maddesi uyarınca ödenemeyeceği sonuç ve kanaatine varıldığından davalı idarece tesis edilen işlemlerde hukuka aykırılık bulunmadığı; öte yandan davacı tarafından Danıştay İçtihatları Birleştirme Kurulunun 22.12.1973 günlü, E:1968/8, K:1973/14 sayılı kararı uyarınca idarece yapılan ödemenin ancak dava açma süresi içinde geri istenebileceği belirtilmiş olsa da, yapılan ödemenin açık hatadan kaynaklanmış olduğu görüldüğünden, aynı İçtihatları Birleştirme Kurulu Kararı uyarınca süre sınırı aranmaksızın idarece geri istenebileceği kanaatine varıldığından bu iddianın yerinde görülmediği gerekçesiyle dava reddedilmiştir.

Davacı, dava konusu işlemlerin hukuka aykırı olduğunu öne sürmekte ve Mahkeme kararanın temyizen incelenerek bozulmasını istemektedir.

İdare ve vergi mahkemeleri tarafından verilen kararların temyiz yolu ile incelenerek bozulabilmeleri, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde belirtilen nedenlerden birinin varlığına bağlı olup, davacı tarafından, Mahkeme kararının, denetim tazminatı ödenmemesine ilişkin işlemin geri alınarak söz konusu tazminatın ödenmesine devam edilmesi amacıyla yaptığı itirazın reddine dair işlemin iptali istemi yönünden davanın reddine ilişkin hüküm fıkrasıyla ilgili olarak ileri sürülen hususlar bunlardan hiçbirisine uymamaktadır.

Kararın diğer hüküm fıkrasına gelince;

Dava dosyasının incelenmesinden, Türkiye İstatistik Kurumu Başkanlığı’nın 02.02.2009 günlü, 178 sayılı ve 03.03.2009 günlü, 115 sayılı yazıları ile, kurumlarında Uzman ve Uzman Yardımcıları kadroları karşılık gösterilmek suretiyle sözleşmeli olarak istihdam edilen personele 2006/10344 sayılı Bakanlar Kurulu Kararına ekli III sayılı Cetvelin E. Denetim Hizmetleri Bölümünde öngörülen denetim tazminatının ödenip ödenmeyeceği, ödenmeyecek ise 5429 sayılı Yasa’nın yürürlüğe girdiği tarihten itibaren ödenen söz konusu tazminatın ilgililerden tahsil edilip edilmeyeceği hususlarında Maliye Bakanlığı’ndan görüş istenildiği, adı geçen Bakanlığın 20.04.2009 günlü, 5084 sayılı yazısı üzerine de davacıya yersiz ödendiği tespit edilen denetim tazminatı tutarı olan 3.365,38 TL’yi hesaplanacak faiziyle birlikte geri ödemesi gerektiğinin bildirildiği anlaşılmıştır.

Danıştay İçtihatları Birleştirme Kurulunun 22.12.1973 gün ve E:1968/8, K:1973/14 sayılı kararında; idarenin yokluk, açık hata, memurun gerçek dışı beyanı veya hilesi hallerinde süre aranmaksızın hatalı ödediği meblağı her zaman geri alabileceği, bunun dışında kalan hallerde hatalı ödemelerin istirdadının ise, hatalı ödemenin yapıldığı tarihten başlamak üzere dava açma süresi içinde olanaklı olduğu ve bu süre geçtikten sonra istirdat edilemeyeceği belirtilmiş olup; anılan kararın gerekçesinde iyi niyet kuralı üzerinde de durularak idarenin sakat ve dolayısıyla hukuka aykırı işlemine, idare edilenlerin gerçek dışı beyanı veya hilesi neden olmuşsa ya da geri alınan idari işlem yok denilecek kadar sakatlık taşımakta ise, hatalı işlemde idare edilenin kolayca anlayabileceği kadar açık bir hata bulunmaktaysa ve idareyi bu konuda haberdar etmemişse, memurun iyi niyetinden söz etmeye olanak bulunmadığı ve bu işlemlere dayanılarak yapılan ödemeler için süre düşünülemeyeceği, bu ödemelerin her zaman geri alınabileceği; ancak bunun dışındaki hatalı ödemeler için memurun iyi niyetinin istikrar ve kanunilik kadar önemli bir kural olduğu ve bu nedenle yukarıda belirtilen istisnalar dışındaki hatalı ödemelerin ancak dava süresi içinde geri alınabileceği vurgulanmıştır.

Yapılan ödemenin her zaman geri alınabilmesi olanağını tanıyan “Açık hata” halinin ise; yapılan ödemede, ödemenin muhatabı olan kişinin (idare edilenin) kolayca anlayabileceği kadar açık bir hatanın mevcudiyetini ifade ettiği kabul edilmektedir. Uygulamada bu çoğu kez ilgili mevzuata aykırı bir şekilde ve hiç gereği yokken yapılan ödemeler şeklinde ortaya çıkmaktadır.

Bu durumda; Türkiye İstatistik Kurumu Başkanlığı’nca mevzuatın yanlış yorumlanması nedeniyle 2006/10344 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı uyarınca davacıya denetim tazminatı ödenmesinde, davacının hilesinin, gerçek dışı beyanının neden olmadığı, ayrıca açık hatanın da bulunmadığı görüldüğünden; söz konusu ödemelerin, yukarıda yer verilen Danıştay İçtihatları Birleştirme Kurulu Kararı ile belirlenen ilkeler uyarınca idari dava açma süresi içerisinde geri istenmesi mümkün iken, anılan ödemelerin bu süre geçtikten sonra geri istenilmesinde hukuki isabet görülmemiştir.

Açıklanan nedenlerle; davacının temyiz isteminin kısmen kabulü ile Ankara 6. İdare Mahkemesi’nce verilen 26.01.2012 günlü, E:2011/2642, K:2012/158 sayılı kararın, 01.06.2009 günlü, 743 sayılı işlemin; davacının denetim tazminatının ödenmemesine ilişkin işlemin geri alınarak söz konusu tazminatın ödenmeye devam edilmesi amacıyla yaptığı itirazın reddine dair kısmının iptali istemiyle ilgili olarak davanın reddine yönelik hüküm fıkrası hukuk ve usule uygun olup bozulmasını gerektirecek bir sebep bulunmadığından, davacının temyiz isteminin reddi ile bu kısmının onanmasına; davacıya sehven ödendiği tespit edilen denetim tazminatının geri istenilmesine ilişkin işlemler ile borç çıkartma işleminin geri alınması amacıyla yaptığı itirazın reddine dair 01.06.2009 günlü, 743 sayılı işlemin söz konusu itiraza yönelik kısmının iptali istemi açısından davanın reddine ilişkin kısmına dair davacının temyiz isteminin ise kabulüyle, anılan kısmın 2577 sayılı Yasa’nın 49. maddesinin l/b fıkrası uyarınca bozulmasına; aynı maddenin 3622 sayılı Kanun’la değişik 3. fıkrası gereğince ve yukarıda belirtilen hususlar da gözetilerek bozulan kısım hakkında yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın adı geçen Mahkeme’ye gönderilmesine, tebliğ tarihini izleyen onbeş gün içinde Danıştay’a kararın düzeltilmesi yolu açık olmak üzere, 13.12.2012 tarihinde, oybirliğiyle karar verildi.

Yorum Yaz